UEFA’yı Gene Alsana.. Alsana..

cimbombom aşkı bir başka
her nefeste daha da fazla..
kimse için atmadı bu kalp.. bir tek sana
sarı kırmızı armana.. armana..

ultrAslan hep burada
cehennemin tam ortasında..
omuz omuza kol kola yan yana
can veririz senin uğruna.. uğruna..

ne şampiyonluk ne kupa
hiçbiri değil umrumda..
son dilegim var cimbomum benden sana
UEFA’yı gene alsana.. alsana..

Nefr’et

Sadece nefret herşeyi yok eder, nefret.. Çünkü nefret eden kördür, hiç bir şeyi tekrar görmez, yaşamaz, ihtimalini bile sevmez. Ve ben senden nefret ediyorum artık, seninle ilgili olan herşeyden ve senden özellikle senden.. artık bunu haykırmak istiyorum denizlere. Süretinden, bedeninden, ruhundan herşeyinden nefret ediyorum artık, çünkü sen varya sen yanlışsın artık benim için olmayansın ve hayatımda bedelini ödeyemeceğim tek hatamsın! Yapmaman gereken çok şeyi yaptın, çok. O kadar çok ki, tıpkı yapman gereken bir çok şeyi yapmaman gibi..

nefret

Artık korkacaksın benden, hep tetikte olacaksın, hep bi sitemin olacak ve yavaş yavaş yok ediceksin kendini. Çünkü karşılaşacaksın o sahneyle, benim sahnemde yaşadıklarının aynısını yaşayacaksın. Açıklama yapacaksın, anlatacaksın, anlatmalısında. Anlatmazsan yanlış olucak, ve yanlış olduğunu bildiğin her an hep kemirecek seni. Belki o kaldırabilecek tüm herşeyi, kabul edecek, mantıklı bulucak, sana değdiği için unutacak. Ama sen kaçacaksın bu sefer ondan, çünkü sen de biliyorsun yanlış bu! Hayatında örtbas edemeyeceğin tek gerçek bu!

Başka bir yol da var tabi, sahtekar olacaksın. Susacaksın, hiç bilmeyecek o, hep senin içinde kalacak. Hep bazı şeyler biraz sahte olacak, düşlerinden tamamen ırak. Ama o zaman ben soğuğu bekleyeceğim, ben çıkacağım sahneye, en mutlu gecende en mutlu anında beni bulacaksın karşında, ve öğrenecek o, kendimden iğrenerek değil aksine zevk alarak açıklayacağım ona herşeyi, harfi harfine. Çünkü bugün öldürdün beni ve tekrar soktun dünyaya. Fakat bir farkla, beni zalim yarattın bu sefer. Kötü, acımasız ve gaddar..

Doğaçlama

Plan~program dünyasında yaşıyoruz. Sabah kalktığında yaptığın ilk şey hep aynı, alarmı susturmak. Evden çıktığında yaptığın şey yine aynı, işine~okuluna gitmek. Akşam olduğunda farklı olan birşey yok, yada kafanı yastığına koyduğunda. Hep bir sistem var onu takip ediyorsun, ona göre hayatın şekilleniyor, yaptığın şeyler, alacağın kararlar hep bu doğrultuda, işleyişi bozmama yönünde. Rutinliğin kimyasını bozmamak için herşey. Hep iş çıkışı, okul çıkışı, yarın o var felanlar, şu toplantı, şu sunum, şu sınav vs. Kaybedilen ise tepilen bir çok fırsat, belki de kaçan bi kaç mükemmel anı..

doğaçlama

Peki sadece rutinlik hayatının sadece bu alanında mı? Ne yazıkki hayır. Çok şey var. Üzerinde durmak istediğim şey, bir konuşmaya hazırlanılması. Mesela bir sunum, bir insan ilişkisi~münasebet. En akla gelen örnek, bir randevu. Karşıda sana ırak bi beden, ve onun kelimelerini kestiremediğin bir beyin. Ne konuşucam, ne anlatıcam, nasıl olucak? Kafanda bütün olasılıkları yaratırsın, şunu derim, şunu der, ben de şunu derim, o ona şöyle derse şöyle derim böyle derse böyle vs. Bunu yaptığın anda o randevunun hiç bir getirisi yok, kayde değer anı yok, başarısı yok. Çünkü gerçek değildir konuşmaların, ihtimallerdir sadece. İhtimaller üzerine hazırladığın senaryoyu yansıtırsın o an ve karşısında ki insan bunu anlarsa o masadan kalkar, bedenen kalkmasa bile ruhu gitmiştir artık ve muhtemelen son konuşmandır onunla. Ya doğru olan nedir doğru olan? Cevap doğaçlama. Akışına bırak, verdiği her şeye bi yanıtın olucak fakat bunu tasarlayarak beynini önceden yorarak değil o an düşünerek ve hissederek yapıcaksın. Önce dinleyeceksin, o anlatıcak sen dinleyeceksin. O anlatmaya başladığında ilk cümlesinden son cümlesine kadar dikkatle dinleyeceksin. Her cümlesinin sonunda yanıtın olucak, belki bu yanıt son cümlesine kadar aynı olucak fakat sonunda öyle bir şey diyecek ki sana afallayıp kalıcaksın. İşte o zaman zamanın değerini görüceksin, sabrının karşılığını alıp doğru şeyi söyleyeceksin. Lakin beklemeden yanıt verseydin hatadan başka birşey yapmayacaktın, çünkü ertesi cümlesinde hep bilmediğin birşey söyliyecekti sana..

Doğaçlamanın asıl faydası ne peki onu da söyliyelim. İkna edicidir doğaçlama, yalan söylediğini bi an bile düşünmez karşındaki zihniyet. Çünkü başaramazsın doğaçlamada yalan söylemeyi, az düşünme fırsatın olur, ani tepki vermen gerekir, eğer yanıt için fazla vakit kaybedersen faka bastın demektir ve bir daha toparlayamazsın. Artık karşı taraf seni deşifre etmiştir ve bir kulağından girmiştir öbüründen çıkmıştır.

*hayatta tanıdığım en iyi sahtekarın notlarından bir tutam..

Uğruna Savaştığım

Beklemek.. Devamlı sürekli beklemekteyim.. Seni. Başlamadan bitirmeyi anlatsana bana. Biliyorsun neden bahsettiğimi. Görüyorsun… Bir şey var sende iliklerime kadar hissediyorum bunu. Biliyorum önceden yaşadığım, acısını unutmaya çalıştığım bir şey..

Hadi sende git artık.. Oysaki ne çok istemiştim seni sevmeyi. Oysaki ne çok.. Geçmiş beni güçlü kıldı. Bu kez dokunamıyorum yalnızlığın gözlerine.. Yalnızlığım artık benden de ötede.. Belki de umutsuzluğun, mutsuzluğun esiri olmuşuz. Yapayalnız dünyamızda bir başımıza kalmışız. Kimsesiz..

ugruna savaştigim

Geçmiş beni güçlü kıldı.. Korkma.. Sensiz ne yapacağımı, nasıl yaşayacağımı biliyorum. Sadece teselliyi bulmuşken sende.. Sen de mi? dedim kendi kendime. Sende mi bir başıma bıraktın beni bu sürekli savaştığım dünyamda. Sende mi arkasına bakmadan çekip gidenlerdensin? Sevgin için savaşmak, senin içinde anlamsızmış demek ki.. Korkma, yâda meraklanma benim için. Bu ağlamaklı halim senin için yâda sensizlik için değil. Sadece.. Bir kale daha kaybettim.. Uğruna savaştığım..

Hadi sende git artık.. İkimiz için de doğru olan böylesi. Doğru olan mı? Tıpkı senin ve benim gibi birer yalanmış hepsi.

Sadece git..

Adab-ı Ziyafet

Bazen keyiften içeriz, bazen dertten, bazen de canımız çeker, sorgusuz süalsiz içeriz. Ama herkesle içmeyiz, bi adab-ı vardır bu işin, bir elin parmağını geçmez bu şerefe nail olacak insan sayısı. İçtik mi de mezesiz içmeyiz. Ana mezesi muhabbettir rakı sofrasının, fakat muhabbeti daimi kılacak, sofrayı süsleyecek bir aparatif olmazsa, içilmez bu aslan sütü. Mekanda içersen bu bir sorun olmaz, ama cüzdanı yakar, ev de içeceksek zaten bu işin piri bizde. Orti döker yine sofraya marifetlerini, sunar bize gizli yanlarını. Yarattığı bu tabloda bize de adab-ı ile ziyafet çekmek kalır. Ellerine sağlık üstadım.

rakı sofrası

Sayfa 4/18« İlk...2345610...Son »