Blu-Ray Üzerine

CD-DVD sektörünü, çok çok ileriye götüren Blu-Ray diskler 25 gb veriyi tek diskte toplayan Sony üretimi teknoloji harikası. Şu an ülkemizde oldukça yaygın olan DVD’ye göre 5 kat daha fazla veri depoluyor yani. Eh tabi film sektörüde blu-ray olayına el attı. Artık bir çok filmin Blu-Ray versiyonu da piyasaya çıkıyor. Ancak sorun şu ki, en uygun fiyat/performans dahilinde ki Blu-Ray oynatıcısı ülkemizde 600 TL. Yine piyasadaki bilgisayar & laptopların bir çoğunda ki neredeyse hiç birinde -2009 üretimi olanlarında sadece bir kaçında- sürücülerinin Blu-Ray desteklemesi, destekleyen bir kaçın laptopunda fiyatının 4500 € ‘ları görmesi insanların bu muhteşem teknolojiye ulaşımını engelliyor. Ancak extra bir çözüm var.. o da Play Station 3. PS3′ler Blu-Ray diskleri okuyabiliyor ve yazabiliyorlar ve ülkemizde ki fiyatı da 800 TL. Açıkçası benim mantığım 600 TL’lik oynatıcıyı almaktansa 200 TL daha koyup Blu-Ray filmleri oynatmak dışında oyun oynayabileceğim, internete girebileceğim bir Sony harikası olan PS3 almak. Haksız mıyım?

blu-ray

Tüm bunların dışında filmlerin, DVD’lerin DVDRip’ler gibi Blu-Ray’ın da Rip’leri de bulunmakta. Fakat Blu-Ray Rip’in BDRip ve BRRip olmak üzere 2 farklı türü var. BDRip doğrudan Blu-ray diskinden oluşturulmakta ve genellikle .mkv formatında olmaktadır. BRRip ise halihazırda var olan bir BDRip ‘in tekrar elden geçirilmesiyle oluşturulur ve genellikle .avi formatındadır. Bir örnekle açıklamak gerekirse paylaşım ortamlarında bulunabilecek “the.dark.knight.2008.proper.720p.bluray.x264-sinners” dosyası BDRip ‘tir, bu dosya tekrar riplenerek “the.dark.knight.2008.brrip.xvid.ac3-flawl3ss” elde edilmiştir. Bunların ayrım sebebi ise DVD’lere yazılabilecek bu riplerin DIVXPlayer’ da sadece .avi versiyonunu oynatabilmesi. Lakin .mkv uzantılı medyalar DIVXPlayer’da okunmuyor. Bunları sadece Windows yüklü bilgisayarınızdan oynatabilirsiniz. Tabii ortalama bir BDRip’in çözünürlüğü 1920×1080 pxl olduğundan ötürü rahatça izleyebilmek için bilgisayarınızın işlemcisi standartların üzerinde olması gerekir. Yine tek kalıplık 90 dakikalık bir DVDRip 0,7 gb iken, aynı varyasyonda bir BDRip 4,7 gb, BRRip ise 2,5 gb’dır.

Blu-Ray teknolojisinin günümüzdeki gibi DVD sektöründe yerini alabilmesi min 5 seneyi alır diye düşünüyorum. Beyaz Şahin’lerin aynalarında yerini almasının ise rahat 10 senesi var. Neticesinde birgün Blu-Ray’de ölecek ve yerine geçecek teknoloji dahi hazır. Onun adı ise Holographic Versatile Disc. Kısaca HVD. Şöyleki HVD’lerin standart bir veri kapasitesi olmayacak 300-4000 gb değer arasında tek diskten veri okuyabileceksiniz. “Yuh!” dediğinizi duyar gibiyim :) Dünya nereye gidiyor dimi? Hatırlasanıza disket taşıdımız günleri.. Kapasitesi yalnızca 0,0014 gb idi. Hey gidi ..

Korkuteli

Abimin eşi yani yengemin ailesinin daveti üzere Antalya ‘nın doğal klima teknolojisi etiketli kazası olan Korkuteli ‘ne gittik. Daha önce çok küçükken gitmişliğim vardı ama hafızamda hiç bir anısı kalmamışdı aklımda. Yaklaşık 20000 nüfuslu, 1020 metre rakımlı olan ilçe, özellikle ılıman havasıyla cezbediyor. Yaz aylarında Antalya’nın kavurucu sıcağından kaçan yerli turistlerin yazlık dairelerine yerleşmesiyle bu dönemde ilçenin nufüsü 3-4 kat artıyor. İlçede dikkat çektiğim bir diğer şey ise, müteahhitlerin müstakil daireleri yıkıp, apartman daireleri yapması ve bunları satarak daha çok gelir etmeleri. Ama bizim gittigimiz yer ise, Korkuteli’nin Fethiye girişi tarafına denk gelmesi ve yerleşkenin en tepede kalan kısmında olması manzaranın ihtişamını ve üç tarafının ormanlık araziyle kaplamasından ötürü serinliği daha bir farklı hissetmemize sebep oluyor.

korkuteli

Öğlen vakitlerde bile rahatça ilçe merkezinde gezebiliyorken, günün aynı saatinde Antalya’da terden sucuk olmanız olası. Öte yandan günün en keyifli zamanları balkonda yenilen akşam yemeği. Yengemin ailesi bizi çok güzel karşılayıp akşama balkonda mangal keyfi yaptık. Şömineli balkonda çevre sakinlerini duman altına boğmayıp, rahatsız etmeden yaptığımız mangal hem keyifli hem de oldukça lezzetliydi :) Son günlerde bozuk olan moralimi bi nebze olsun düzeltti de üstelik.. Bütün bunların yanında ben orada yazlık bir daire alırmıyım diye düşünürken kendime verdiğim cevap hayır oldu. Çünkü deniz kıyısı olan bir ilçe değil. Ancak havuzlu bir villa da fena olmaz sanırım hı :)

iPhone Wordpress Entegrasyonu

Blogda bir yandan yazarken, arada bir ufak çaplı estetik ve kullanılabilirlik açısından siz ziyaretçilerin işinize yarıyacak görsel öğeler yada wordpress eklentileri siteye entegre ederek blogu geliştiriyorum. Geçenlerde tamamen tesadüf eseri rastladığım bir eklenti olan WPTouch u siteye entegre ettim. Böylece artık blogu iPhone, Blackberry, Google Android vs.. gibi cihazlarla daha kullanışlı bir şekilde görünteleyebileceksiniz. Bunun nasıl göründüğünü merak edenler için bir kaç screen aldım aşağıda görebilirsiniz. Resme tıklayınca daha net bir görüntüye ulaşacaksınız.

wptouch

Cihazınızdan sitenin adresini normal olarak yazdığında, eklenti otomatikmen devreye girip “Mobil Theme” den gösterilecek, eğer bu görüntüden memnun kalmayıp sitenin özgün haline dönmenizi isterseniz sayfanın en altına inip “Mobile Theme” kısmını OFF konumuna getirin. Eklenti tamamen ücretsiz olup, üreticisi & yayımcısı BraveNewCode Inc. ‘dir. Buraya tıklayıp indirerek, kendi worpress blogunuza yükleyebilirsiniz. İyi günler dilerim :)

Denizde Kararti Var

Son 2-3 gündür Winamp da “loop” olarak dinlediğim şarkıdır. Vaktiniz varsa dinleyin, Kazım içinizden bir kaç gram koparacaktır ..

kazım koyuncu

Kazım Koyuncu-Denizde Kararti Var
Go get Adobe Flash Player!

denizde k’ararti var bu gelen k’ayik midur
ben ozledum yarumi ağlasam ayip midur

oy dumanlar dumanlar hep dağlari sardunuz
yureğumun derdini bilsenuz ağlardunuz

k’arardi k’aradeniz taşti bu yana taşti
haber verun yarume gozlerum doldi taşti

gemi mil ilen olur sevda dil ilen olur
guzeller çok var ama meyil birine olur

Entourage

Bu aralar bakıyorum da hep futboldan bahsetmişiz, eh tabi transfer döneminin etkisindendir (: Her neyse şu aralar boş vaktimin çoğunu harcadığım birşeyden haberdar edeyim sizi. Entourage… Kendisi bir dizi. Hatta başarılı bir hikayeden yaratılmış müthiş bir dizi. Özellikle özenle seçilmiş, rollerini muhteşem bir şekilde yerine getiren oyuncularıyla. Bir reklam filmiyle bulduğu şöhreti “Head On” filmiyle perçinleyen Vincent Chase adlı aktörün etrafında gelişiyor olaylar. Vincent 3 çocukluk arkadaşıyla beraber bir ev de yaşıyor. Esas oğlanımız Vince, yükselmekte olan bir aktör ve ev arkadaşlarıyla beraber yokluktan gelen, kafasına pek bir şey takmayan, taktığı zamanda etrafındaki kimseleri umursamayan, parasını kullanmayı bilmeyen ve günde üç öğün kızlarla yatan biri. Evin diğer üyelerine gelince, Vincent gibi aktör fakat bir zamanların şöhretli dizisi Viking Quest dışında başarısı olmayan zamanımızın başarısız aktörü aynı zamanda Vincent’in abisi ve evin aşçısı Johny Chase, nam-ı değer “Drama”, isminin kimsenin bilmediği lakabıyla yaşayan spor ayakkabı delisi, ailenin şöförüTurtle“, son olarak ise Vincent’ın en yakın arkadaşı aynı zamanda menejeri, hayat koçu, evin finansörü Eric, kısaca “E”..

entourage

Bunlardan ayrı olarak esas oğlanımızın bağlı olduğu ajansın müdürü Ari Gold. Dizinin benim ve birçoklarının gözü önünde en özel karakteri. Yalancı ve paragöz olan Ari, bunların yanında çok çalışkan ve sadık birisi. Vince’i reklam filmi sonrası keşfetmesinden ötürü ona özel bir bağı ve diğer müşterilerinin yanında bir toleransı bulunmakta. Ari’nin en beğendiğim yani aşmış bir şekilde hazırcevap olması. Sadece kendi replikleri için açılmış bir web sitesi bile var. Düşünün yani ne kadar guru olduğunu.. Bir nevi bu dizinin Barney Stinson’u denilebilir (:

Bu grubun maceralarını izlemek inanılmaz sarıyor ve bölümler ilerledikçe çok merak edilen şeyleri de görebiliyoruz. Normalde dizilerde görünmeye tenezzül bile etmeyen film oyuncuları, Hollywood ünlüleri, Vince’in dizideki aktör rölü sayesinde “Entourage”a bolca konuk oluyor. İnişli çıkışlı hayatları, tercihleri ve şan şöhreti belli bir sınırda anlatmayı başaran dizi, bu sayede büyük bir izleyici kitlesine de sahip. Dizinin bu kadar beğenilmesinin nedeni belki de prodüktör Mark Wahlberg’ün geçmiş hayatının dizide anlatıldığına dair dedikodular. Kim bilir?

Sayfa 8/18« İlk...678910...Son »