Mor Forma ve Asalet

Galatasarayımız 09-10 sezonu yeni formalarını tanıttı. Yine geçen sezon turuncu forma da olduğu gibi bu senede Adnan Polat’ın deyimiyle aykırı bir forma çıkarttı. Bu formanın ana renkleri de mor. Son üç senedir süren, koyu kırmızı, turuncu ve mor formaların çıkması aslında güzel bir olay. Yine çoğu büyük kulubün bu şekilde 3. formalarında arma dışı renkler kullandığınızı hatırlayacaksınız. Örneğin Barcelona’nın fosforlu yeşilini, Juventus’un pembesini vs vs.. Zaten şöyle birşey var ki bu forma aykırı olduğu için taraftar satın almak istiyor, bu şekilde de kulubün kasasına para giriyor hem de saha da değişik bir hava katıyor. Örneğin geçen sezon başlarında olan turuncu formanın uğuru gibi. Herneyse peki neden mor acaba diyebilirsiniz. Bunun da bir hikayesi var, kulubün hazırlamış olduğu 2288gs.com sitesinden de açıklandığı üzere şöyle;

mor forma gs

İlklerin kulubü olan Galatasaray, sportif başarılarının yanı sıra, öncü, yenilikçi ve uluslararası kimliğiyle de köklü bir dünya markasıdır. Asıl köklerimizin derinliğiyle tasarlanan yeni formamız morun bir tonu olan ve dünya renk literatüründe tanınan adıyla “majesty” (asalet) rengiyle hazırlanmıştır. Bu formamızın “2288″ olarak adlandırmamızın sebebi, ismimizde bulunan “Galata” sözcüğünün etimolojik açıdan 2288 yıl öncesine dayanan bağlarıdır. “2288″ tüm özellikleriyle Galatasaray’ımızın yenilikçi, fakat aynı zamanda köklü, cesur ve onurlu kimliğini yansıtmaktadır.

Football Manager 2010

Bir zamanlar ne oynardım şu oyunu. Hey gidi Championship Manager 97‘de ilk aldığım takımla oynadığım ilk maçı hatırlarım. Sırf bu oyunu oynamak için lise hayatımı zehir ettiğim günleri de.. Kaç gün okul kırılmıştır, kaç zayıf getirilmiştir, internet kafeye ne kadar para aktarılmıştır ooo daha nice falsolar çıkar işin işine girsek. Yaklaşık 2 senedir oynamayı bıraktım en son Football Manager 2007′de 2 senelik bi kariyer yapıp bırakmıştım. O zamandan beri oynamıyordum. Fırat’ın blogundaki “Katil Martı” serisini okuyunca gaza gelip bir kariyerde ben açmak istedim. Oyunu indirmek, yamaları bulmak, hoş bir skin bulmak derken eski günlere ince bir dönüş yapıp FM alemine ince bir giriş yaptım. Bunları araştırırken çok enteresan birşey buldum. Sports Interactive resmi olarak duyurmamış olsada, Football Manager 2010‘un ilk görüntüsü -screen- piyasaya düşmüş.

fm2010

Normalde oyunun hazırladığı default temaları beğenememişimdir, ancak bu beyaz-sade tasarım çok hoşuma gitti. Oyunun çıkış tarihi Aralık sonu Ocak başı aralığına denk gelir ve demosunu da 1-2 hafta önce piyasaya sunarlar. Sabırsızlıkla bekliyorum bende.. (:

Nesilden Nesile Galatasaray Ruhu

ultrAslan grafikeri Süleyman Bayram‘dan muhteşem bir çalışma..

galatasaray ruhu

Amasra

Ön tatilin son ayağı olan Amasra’yı da en nihayetinde gezdik gördük. 6700 nufüslü Bartın’ın küçük bir ilçesi olan Amasra da açıkçası bütün gezi eki gibi bende düş kırıklığına uğradım. Daha farklı bir sahil daha geniş yelpazeli bir kültür değerleri hayal etmiştim ama sandığım gibi çıkmadı. Yine de olsun, burayı da gezdik görmüş olduk. Safranbolu’da olduğu gibi daracık sokaklar ve hediyelikçiler Amasra’da da karşımızdaydı, burada da ilginç ürünler elimize geçti. Özellikle “patlayan taş” la bir hayli vakit geçirdiğimi söyleyebilirim :)

amasra

Nereleri gezdik gördük derseniz, önce “Amasra Kalesi“, ardından “Ağlayan Ağaç” a geçtik. Özellikle buradaki Kale Çay Bahçesi’ne manzarasına hayran kaldım. “Tavşan Adası” na karşı çay yudumlamak ayrı bi keyif olsa gerek. Bu arada es geçtiğimin farkındayım hemen Ağlayan Ağaç’ın hikayesinden bahsedelim. Bu ağaca bu adın verilmesinin sebebi, Nisan-Mayıs aylarında ağacın aldığı nemi dışarı bırakmasından ötürüymüş. Müthiş bir doğa harikası anlıyacağınız. Daha sonra “Amasra Feneri” ne çıktık ve yine müthiş manzaraya hayran gözlerle baktık. Sonraki durağımız boş olan midemizi doldurmak için gittiğimiz Martı Restaurant. Bu restaurantın özelliği, Amasra’da çekilen, Kadir İnanır ve Türkan Şoray‘ın oynamış olduğu “Gönderilmemiş Mektuplar” filminin sırasında her gece eğlendikleri yer olması. Hatta oturduğumuz masanın yanındaki duvarda restaurant da çekilmiş fotoğrafları bulunuyordu. Yemeğimizi yedikten sonrada kısa Amasra gezimizi sona erdirip Ankara’ya yola çıktık. Artık Başkentteyim.. :)

Safranbolu

İntibakı verdikten sonra ilk iş bir an önce Antalya’ya dönüp tatil planını hazırlamaktı. Ancak eve gelen misafirlerim -teyzemler & annemler- dönüş yolculuğu için dahi bi plan hazırlamışlardı. Düşündükleri Sinop-Safranbolu-Amasra da bir kaç gece kalmak ve görmedikleri yerleri görmek. Sonrasında Ankara üzerinden rötarlı Antalya’ya geçmek. Perşembe günü Sinop’a geçip 1 gece kalmak için planlar yapılmıştı ki, kötü hava şartları bize mani olup gidişimizi engelledi ve Samsun’da kalıp ertesi gün direk Safranbolu’ya geçme kararı alındı. Cuma günü sabah erken yola çıkıp geldik ve daha önce rezerve ettiğimiz konağımıza yerleştik. Bir kaç saat sonra Ankara’da ki akrabalarımda geldi ve sülalecek Safranbolu’ya çöktük :) Tam 10 kişiydik..

safranbolu

Benim ve kuzenimin okullarımızdan Safranolu/Karabük te kalan arkadaşlarımız vardı ki, benim arkadaşım memleketine gitmişti, ama gelmeden yer konusundu oldukça yardımcı oldu, buradan da teşekkür ederim. Bizde rehber olarak kuzenin arkadaşını tayin ettik, 2 gün boyunca bize çok yardımcı oldu. Ona da ekstra teşekkürler dilerim :) Bu arada hayran kaldım buraya ben, en azından bir kez daha gelmeyi düşünüyorum, özellikle Cinci Hanı veya Safir Konak‘ta kalacağım bu sefer. Cinci Han’da ki “Han Ağası Odası” na ciddi göz diktim. :P Özellikle yeri tam eski çarşının merkezinde. Bu arada eski çarşıdaki küçük dükkanlar bir çok şey aldık. Çok güzel hediyelik eşyalar var. Öte yandan safran lokumunuda yemeyi ihmal etmedik, normal lokumdan farklı bi tat alamadım ama neyse. “Kadıoğlu Şehzade Restaurant” da oldukça güzeldi. “Kaymakam Evi” ndeki dizayna ayrı bir hasta oldum, ve evet o daracık sokaklar, o sokaklardaki kafeler.. Onlar tamamen apayrıydı. Yeni çarşıda da miDTOWN’a takıldık biraz. Tavukgögsü fena sayılmazdı. Son olarak bir de Yörük Köyü’nde gözleme yedik ve tarihi yerlerini gezdik. Özellikle eski “Çamaşırhane” de ki teyzenin, müthiş replikleri vardı. Bizim sülaleye iyi sardı, girer girmez :) Yarın istikamet -yaklaşık 6 saat sonra- Amasra. Bir de rahmetli Barış Akarsu‘nun memleketini görelim bakalım..

Sayfa 9/18« İlk...7891011...Son »