
Fındığın başkentine gelince direk Fiskobirlik‘e uğradık, bolca fındık almak için. Maksat yanımızda olmayan ebeveynlerimiz de tatsın bu lezzeti. Bu küçük şehir de gidilecek~gezilecek pek yer yok gibiydi, gitmeden önce internette yaptığımız araştırmada bir tek şehrin üzerinde küçük bir dağdaki Giresun Kalesi ilgimizi çekmişti. Yine bir tepe, ama çıkışı tam bir çile. Yokuşlar oldukça dik ve yol üzerine şehir kurulu. Üstüne üstlük yolun kenarlarında park halinde bulunan arabalarda sürüşü oldukça zorluyordu. Güç bela tepeye varınca artık sadece surlarından ibaret kalmış kalede yine kuzenlerle bolca fotoğraf çektirdik. Hatta bir ara parka gidip salıncakla bayağa vakit geçirdik. Yıllar sonra salıncağa binince çocukluğum geldi o an aklıma. Hızlı, hızlı ve daha hızlı sallanmak ve en son salıncak ayrılıp kanatlanmak.. (: Kaledeki gezimiz bittikten sonra, en orjinal kuzenim Bertan’ın hatırlatması üzerine Giresun’daki Damat & Tween Outlet mağazasına gittik. Şaşırdınız dimi, Giresun’da Damat & Tween ? Evet ben de şaşırdım ama Orka Grup’un -Damat & Tween’in bünyesinde bulunduğu grup- Giresun’da bir fabrikası ve Trabzon tarafından girişte kale sapağında ufak bir outlet mağazası varmış. Piyasada 180 TL civarında satılan gömlekler 50 TL, yine piyasa da 350 TL’ye satılan ceketler burada 150 TL ve bu ürünler tahmin edeceğiniz üzere defolu ve eski sezon ürünü değil. Tamamiyle yeni sezon ve pırıl pırıl. Fakat çeşit az ve beden sorunu mevcut. Buradan da kuzenlerim ve ben bir kaç parça birşeyler aldıktan sonra vakit artık geç oluyordu ve yolumuz uzundu. Artık Samsun’a dönmemiz gerekiyordu, lakin kuzenlerim gece yarısı Ankara’ya döneceklerdi.

Dönüş yolunda yine eski Perşembe yolundan gittik, Vonalı da tekrar hamsi yiyebilmek için. Tadı damağımızda kalmıştı dün.. Kuzenlerim ısrarla gitmek istemişti buraya lakin Ankara’da bu derece leziz & ucuz balık yiyemiyorlardı. Bu sefer Vonalı Celal abimiz ile de fotoğraf çektirdik hatta masamıza da geldi epeyce muhabbet ettik. Konuşurken farkediyorsunuz ki çok bilgili adamdı Vonalı, çok hikayesi, çok tecrübesi vardı. Bizlere bir kaç tutam sundu bunlardan, hatta tedavisi olmayan Sara hastalığının tedavisi ile ilgili ciddi bir tavsiye almıştık. Adını hatırlayamadığım bir balıktan doğru miktarda ve düzenli bir şekilde yiyerek hastalığın boyutunu ciddi miktarda düşürdüğünden bahsetti. Özellikle Selin ablamın, yakın bir arkadaşının bu hastalığa sahip olmasından ötürü konuyla oldukça ilgilendi ve Celal abinin tavsiyelerini not aldı ve bu balıkların siparişi ile Celal abi ile sözleşti. Hava da oldukça kararmıştı artık ve biz de kalkmaya karar verdik. Vedalaşmalardan sonra yola koyulduk. 3 saat sonra da eve varmıştık artık.
Bu güzel tur da böylece bitmişti. Kısaydı ama oldukça keyifliydi, buradan kuzenlerime herşey için teşekkür ederim. Muazzamdı herşey ve bir çok yeni keşiflerle doluydu benim için, hatta eğer hayatta yeterli zamanım olursa bunu tekrarlamak namına kendime söz vermiştim. Şöyle mayıs aylarında felan, orti gelse bi beraber rakı-balık yapsak Vonalı’da.. Ardından dolaylı memleketime gitsek Trabzon’a. Bi uzungöl, bi ayder patlasak ha? Duyuyorsun dimi orti? (:
]]>